Yükleniyor. Lütfen Bekleyin.

Emlak Sektöründe Portallar Ve Ofisler Aklınızda Bulunsun

Emlak Sektöründe Portallar Ve Ofisler

 

 

Emlak sektöründe mal sahipleri, meslektaşlarımıza “Benim gayrimenkulümü nasıl pazarlayacaksın? Neden seninle çalışmalıyım?”   diye sorduklarına en çok verilen ve mal sahiplerinin duyunca pekte etkilenmediği cevap “ bıdıbıdı.com, tanjant.com, ortağından.com gibi emlak portallarına ilan vereceğim” dir. Tüm emlak ofislerinin ve mal sahiplerinin bulunduğu bu portallarda efsane nitelikte ilanlar mevcut artık….

Bizlerden aldıkları yüksek ücretlerle büyüyen ve bunun karşılığında daha da açgözlü hale gelerek her geçen gün şartlarını ağırlaştıran, liderliği saltanat gibi gören portalların işi salgın sonrası zorlaşıyor. Bundan sonraki dönemde öncelikle her emlak ofisinin kendine ait bir internet sitesi bulunması ve bu sitenin doğru içerikle, işler durumda olması,  müşterilerine ilan gönderirken, sosyal medyada ilan paylaşırken kendi sitelerine ait linkleri, site uzantılı mail adreslerini paylaşmaları böylelikle kendi sitelerine bir trafik, markalarına bir değer sağlayabilecekleri kanısındayım.

Portallardaki ilan linkimizi müşterilerimize gönderdiğimizde paylaştığımız ilan müşterimizin ihtiyacını karşılar nitelikte olmadığında müşterimizi portaldaki binlerce ilan ile baş başa bırakıyoruz. Müşterimizin ilgili portalın trafiğini arttırmasına sebep olurken, bu popülerlik, “ayda şu kadar bin adet görüntülenme alıyoruz” söylemleri AŞIRI YÜKSEK FİYAT şeklinde bizlere dönüyor. Ayrıca portallarda müşterilerimizin ilan hareketlerini çok sağlıklı inceleyebilme şansımız çok mümkün değilken, Google Analytics ve benzeri raporlama uygulamalarıyla kendi sitemize müşterilerimizin kaç kez girdiği, hangi sayfalarımızda ne kadar süre kalındığı, hangi ilanların kaç kez görüntülendiği, sayfamızdaki müşterilerimizin yaş, cinsiyet, ilgi alanları gibi demografik bilgilerine ulaşabilme şansına sahibiz. Böylelikle sitelerimizin yapılarını müşterilerimizin belirlemiş  olduğumuz niteliklerine göre revize ederek doğru içerik ve portföylerle doğru ürünleri doğru müşterlilerle buluşturma şansına sahip oluruz.Buradan portallar olmasın gibi bir anlamda çıkartmamak gerekir. Elbette ki farklı müşteri grupları ve yapılara ulaşabilmek için portallar ile çalışacağız ancak tek çare portallar olarak görmemeli, kendi bağımsız sitelerimizi, sosyal medya reklam araçlarını kullanarak pazarlamada ve çalışmalarımızda farklılık yaratmalıyız. Portallar bu araçlarımızdan biri olarak listemizde her zaman bulunmalıdır.

Ofislerimizin yeri, konumu, iç yapısı, personellerimizin niteliği ne kadar önemliyse müşterilerimizin büyük bir kısmının ilk temas noktası olan internet ortamındaki sanal ofisimiz olan sitelerimizin gerekli özen, zengin içerik ve sektörel bilgilerle donatılması sektörümüze ve bizlere  farklılık katacaktır.

Saygılarımla

Emre GÜLŞEN

www.anahtaremlak.net

 

 

Bir Mülk Değil, Güven İnşa Etmek: Gayrimenkulde İletişim ve Bağ Kurma Sanatı
İzmir’de Ev Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler: 2026 Emlak Rehberi
Emlak Sektöründe Yapılan 3 Hata
Dalgalı Piyasada Sürdürülebilir Başarı: Kök Sağlam, Gövde Esnek
Gayrimenkul Dünyasında İletişim ve İş Paylaşımı: Başarıya Giden Yol
Türkiye’de Depreme Karşı Hafif Çelik Yapıların Avantajları
Gayrimenkul Danışmanlarının Gelişimi ve Hizmet Kalitesine Sinerji Katacak Beş Madde
Markaların Doğuş ve Gelişimlerini Anlatan 5 Film….
Pazarlamanın Gelişimi
LET'S DO İT   / JUST DO İT
LET'S DO İT / JUST DO İT

1971'de Phil Knight ve Bill Bowerman, Blue Ribbon Sports adında spor ayakkabı üreten bir şirket açtılar. Blue Ribbon Sports’un yeni ayakkabıları için bir logoya ihtiyacı vardı ve Phil Knight, 1971 yılında Portland Üniversitesi’nde öğrenci olan Carolyn Davidson ile saatliği 2 dolardan anlaştı. Davidson, Swoosh olarak bilinen simgeyi tasarladı ve şirketin yeni logosu bu oldu. Davidson bu logodan 35 dolar kazandı. Blue Ribbon Sports’un ilk tam zamanlı çalışanı ve aynı zamanda bir atlet olan Jeff Johnson, bir gece rüyasında Yunan mitolojisindeki zafer tanrıçasını gördü ve şirketin isminin değiştirilmesi gerektiğini önerdi. Önerisi kabul edildi ve şirketin yeni ismi Nike oldu. Nike 1980'ler ile birlikte yükselişe geçti. Hatta şirketin yükselen değeri ile birlikte Phil Knight, logo konusunda minnettarlığını göstermek için 1983 yılında Carolyn Davidson’a Swoosh şeklinde elmas bir yüzük ve Nike’dan hisse senedi hediye etti. Fakat bütün bu iyi gidişata rağmen Nike için büyük bir sorun da baş göstermeye başlamıştı: Reebok. Nike 1980'lerde yükselişine rağmen sıradan bir spor ayakkabısı markası olarak görülüyordu. Reebok’un ise pazar payı yükseliyordu ve özellikle bu yıllarda yükselişe geçen spor trendinden yüksek oranda yararlanıyordu. Nike, bu sorunu çözmek için 1988 yılında Wieden+Kennedy reklam ajansından yeni ve büyük bir kampanya istedi. Wieden+Kennedy’nin kurucularından Dan Wieden, Nike için çalışmalara başladı. Bir düzine reklam filmi çalışması yapıldı fakat Wieden’a göre eksik bir şeyler vardı. Çalışmalar birbirinden bağımsızdı ve tek bir temelde buluşmuyordu. Wieden, yeni kampanyanın sunumundan bir gün öncesinde gece çalışırken aklına 1977 yılında adam öldürme ve kundakçılık suçundan idama mahkum edilen Gary Gilmore’un son sözleri geldi: “Let’s do it.” Wieden, 20 dakikalık bir çalışma sonucu Nike’ın yeni kampanyasının sloganını buldu: “Just do it.”. Ertesi gün Nike’a yeni kampanya tanıtıldı ve Temmuz 1988'de Nike’ın yeni slogana sahip ilk reklam kampanyası yayınlanmaya başladı. 30 saniyelik TV reklamında 80 yaşındaki Walt Stack’in her gün 27 kilometre koşması konu alında ve siyah arkaplan üzerine beyaz renklerle “Just do it.” yazıldı. https://youtu.be/p_xozTo6wrU Nike, “Just do it.” sloganını hala kullanmaya devam ediyor ve 27.5 milyar dolarlık değeriyle şu an dünyanın en değerli spor markası konumda. Bu slogan sayesinde markanın ünü arttı ve pazar payı 10 yıl içinde ’den %43’e çıktı. Yine bu sürede satışlar 10 kat arttı. Ayrıca hala Wieden+Kennedy reklam ajansıyla çalışmaya devam etmektedir. Nike reklamlarında bugün bile kısa ve ilham verici kısa cümleler kullanıyor.Burada önemli olan markanızı konumlandırdığınız nokta ile ilgili etkili ifadeler bulabilmek.

Devamını Oku >
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”

Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA” Sektörümüzde bir markaya bağımlı olarak faaliyet göstermek kurumsallık olarak değerlendirilmekte. Bu durumda markaya bağımlı ofisler kurumsal, bağımsız ofisler, başka bir ifade de no name ofisler kurumsal olmayan olarak değerlendiriliyor. ( No name konusunda başka bir tartışma konusu, aslında her işletme bir markadır.) Bence bu ayrımın en net şekli FRANCHİSE OFİSLER ve BAĞIMSIZ OFİSLER şeklinde olmalıdır. Kendi bölgesinde yıllardır faaliyet gösteren franchise ofislerin bölge uzmanlığı dediği, müşteriye dokunuş dediği faaliyetleri 20 – 30 yıldır bölgesinde uygulayan, bulunduğu semtin dokusuna katkı koyan, o çevredeki tüm değişim ve gelişimleri takip eden, bazen semtindeki bir durağa, bir parka adını veren, bazen adres tariflerinde mihenk taşı olan ofisler bir anda No NAME oluyor, daha birkaç ay önce sektöre girmiş olan, bölge uzmanıyım dediği bölgesindeki meslektaşlarından, sektörün yasal ve ahlaki değerlerinden haberdar olmayan gayrimenkul danışmanları ve ofisler KURUMSAL oluyor. Yani herhangi bir markanın franchise hakkını satın alınca hoooop kurumsallaşmış oluveriyorsunuz. Franchise sistemleri edinmiş oldukları deneyim ve tecrübelerini sizlere aktarırlar. Böylece sizler sektörde temel bilgi ve becerilerle donanmış olarak başlamış olursunuz. Bu önemli ve inkar edilemez bir katkıdır. Ancak know-how aktarımlarının franchise ofisler tarafından çok doğru ve onlara aktarıldığı şekilde uygulanması oldukça önemlidir. Sektörde bir süre sonra gerek danışman gerekse ofis sahiplerinin bu uygulamalardan uzaklaştıklarını görmekteyiz. Bu durumda birçok franchise ofiste kısa zamanda faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalıyorlar. Markalar arası ofis transferleri ve takaslar gündeme geliyor. Daha önce burun kıvrılan markaların bir anda temsilcisi olunuyor ve yeni marka en iyi marka olarak lanse ediliyor. Bunu yazınca Volkswagen’in sloganı geldi aklıma “ Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”

Devamını Oku >
A4 Kağıtlarının Boyutları Neden 210 ve 297 mm Gibi Küsüratlı Sayılardan Oluşur?
Damacanalar Neden 20 Değil de 19 Litredir?
Kettle'ların Hacmi Neden 2 Değil de 1.7 Litredir?
Mutsuz Müşteri
E-Bülten Aboneliği ile,
Bizlerden 7/24 Haberdar Olabilirsiniz