Yükleniyor. Lütfen Bekleyin.

Konut Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Aklınızda Bulunsun

Konut Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Almak istenen konutta sorunsuz ve rahat yaşam için kullanılan malzemenin kalitesi önemli. Ancak kullanılan malzemelerin kalitesini anlamak doğru yere bakmadığınız sürece zor. Artık görünüşte kalitesi çok belli olmayan ancak kullanıldıkça ve zaman geçtikçe çeşitli sıkıntılar çıkartan inşaat malzemeleri mevcut.

Hesapkurdu'nun haberine göre, günümüzde daha çok görselliğe önem verilmesinden dolayı inşaatlarda kullanılan malzeme kalitesi, ikinci planda kaldı. Bu durumun doğal bir sonucu olarak bazı inşaat firmaları malzeme kalitesinden ödün vermeye ve görselliğe yönelmeye başladılar. Bundan dolayı bu makalemizde almak istediğiniz evde malzeme kalitesinin nasıl anlaşılacağını ve nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatmaya çalışacağız.

Binanın dış yalıtımında dikkat edilmesi gerekenler

Dış yalıtımlarda kullanılan malzemenin kalitesi kadar yapılan işçiliğin kalitesi de önemli bir faktördür. Öte yandan tüm binayı ilgilendiren ve çok masraflı bir iş olmasından dolayı dış yalıtımda sıkıntısı olan bir binadan konut almak için iki defa düşünmek gereklidir.

Öncelikle kullanılan malzeme kadar işçilikte önemli olduğundan, öğrenme şansınız varsa binanın dış yalıtımını yapan firmanın bilgilerini öğrenin. (Genellikle binaların dışında reklam amaçlı yer alıyor.)  Firmayı araştırarak dış yatılımın kaliteli olup olmadığı hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Hatta direk firmadan almak istediğiniz evin dış yatılımı hakkında bilgi almanız en doğrusu olacaktır.

Dış yalıtımı, dışardan incelediğinizde gözle görülen çatlak veya kırk varsa tamir edilmediği sürece kesinlikle sıkıntı çıkartacaktır. Binanın dışında herhangi bir problem yoksa veya göremiyorsanız, almak istediğiniz evin içerisinde rutubet (özellikle tavan ve duvarın bağlandığı kısımlarında) olup olmadığına kontrol edin. Eğer ev yeni boyanmışsa rutubet alıp almadığını anlamak çok zor olacaktır. Bundan dolayı binanın aynı cephesinde yer alan diğer dairelere sorun veya inceleyin. Eğer herhangi bir rutubete rastlamadıysanız dış yalıtımda çok bir sıkıntı yoktur.

Konutun içerisinde dikkat edilmesi gerekenler

Konutun içerisinde ilk bakışta kalitesi anlaşılacak malzemeler olduğu kadar, kalitenin anlaşılması için çeşitli uzmanlık gerektiren malzemelerde vardır. Şimdi sabit olarak konut içerisinde ki malzeme kalitesinin nasıl anlayabileceğinize bir bakalım:

Mutfak dolapların kalitesi:  Mutfak dolapları, konutun içerisinde kullanılan malzemelerin kalitesini anlamanın en kolay yoludur. Çünkü hem göz önünde hem de çok kullanılmasından dolayı işçiliğini belli ediyor. Mutfak dolabında boyaların dökülmesi veya dolap kapaklarının tam olarak yerine oturmaması gibi problemler varsa işçilikte çeşitli sıkıntılar var demektir. Kullanılan malzemenin kalitesi ise uzaktan baktığınızda bile anlaşılabilmektedir. Emin olmak istiyorsanız dolapta kullanılan malzemenin türüne göre araştırma yapabilirsiniz.

Kombi ve petekler: Evin içerisindeki kombi ve peteklerin kalitesini anlamak için markasına bakmanız yeterlidir. İnternetten ufak bir araştırmayla markanın hangi kalitede olduğu rahatlıkla anlaşılabilir.

Kombi ve peteklerin ne kadar süredir kullanıldığı da önemli bir unsurdur. Markasına göre değişmekle birlikte gerekli bakımları yapılmış bir kombinin ortalama kullanım süresi 10-15 yıl arasıdır. Alınacak dairede kombi ve petekler 10 yıl ve üzeri bir yaştaysa değiştirme masrafını da hesaplamalısınız.

Parkeler: Almak istediğiniz evin parkelerinde kabarma veya basıldığında alttaki boşluktan dolayı ses çıkarma gibi problemler varsa, işçilikte çeşitli sıkıntıları mevcuttur. Parkelerde kullanılan malzemenin (çok fazla türü olduğundan) kalitesini anlamak zordur. Bunun için yapılacak en basit yol parkenin resimlerini çekerek bir parkeciye türünü ve kalitesini sormaktır.

Evin duvarları: Gözle görülen herhangi bir işçilik hatası olup olmadığını genel olarak bir kontrol edin. Özellikle prizlerin yanını, kapı ile duvarın kesiştiği noktaları kontrol edin. Herhangi bir yükseklik veya göze hoş gelmeyen bir durum varsa duvar işçiliğinde sıkıntı olabilir.

Bir Mülk Değil, Güven İnşa Etmek: Gayrimenkulde İletişim ve Bağ Kurma Sanatı
İzmir’de Ev Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler: 2026 Emlak Rehberi
Emlak Sektöründe Yapılan 3 Hata
Dalgalı Piyasada Sürdürülebilir Başarı: Kök Sağlam, Gövde Esnek
Gayrimenkul Dünyasında İletişim ve İş Paylaşımı: Başarıya Giden Yol
Türkiye’de Depreme Karşı Hafif Çelik Yapıların Avantajları
Gayrimenkul Danışmanlarının Gelişimi ve Hizmet Kalitesine Sinerji Katacak Beş Madde
Markaların Doğuş ve Gelişimlerini Anlatan 5 Film….
Pazarlamanın Gelişimi
LET'S DO İT   / JUST DO İT
LET'S DO İT / JUST DO İT

1971'de Phil Knight ve Bill Bowerman, Blue Ribbon Sports adında spor ayakkabı üreten bir şirket açtılar. Blue Ribbon Sports’un yeni ayakkabıları için bir logoya ihtiyacı vardı ve Phil Knight, 1971 yılında Portland Üniversitesi’nde öğrenci olan Carolyn Davidson ile saatliği 2 dolardan anlaştı. Davidson, Swoosh olarak bilinen simgeyi tasarladı ve şirketin yeni logosu bu oldu. Davidson bu logodan 35 dolar kazandı. Blue Ribbon Sports’un ilk tam zamanlı çalışanı ve aynı zamanda bir atlet olan Jeff Johnson, bir gece rüyasında Yunan mitolojisindeki zafer tanrıçasını gördü ve şirketin isminin değiştirilmesi gerektiğini önerdi. Önerisi kabul edildi ve şirketin yeni ismi Nike oldu. Nike 1980'ler ile birlikte yükselişe geçti. Hatta şirketin yükselen değeri ile birlikte Phil Knight, logo konusunda minnettarlığını göstermek için 1983 yılında Carolyn Davidson’a Swoosh şeklinde elmas bir yüzük ve Nike’dan hisse senedi hediye etti. Fakat bütün bu iyi gidişata rağmen Nike için büyük bir sorun da baş göstermeye başlamıştı: Reebok. Nike 1980'lerde yükselişine rağmen sıradan bir spor ayakkabısı markası olarak görülüyordu. Reebok’un ise pazar payı yükseliyordu ve özellikle bu yıllarda yükselişe geçen spor trendinden yüksek oranda yararlanıyordu. Nike, bu sorunu çözmek için 1988 yılında Wieden+Kennedy reklam ajansından yeni ve büyük bir kampanya istedi. Wieden+Kennedy’nin kurucularından Dan Wieden, Nike için çalışmalara başladı. Bir düzine reklam filmi çalışması yapıldı fakat Wieden’a göre eksik bir şeyler vardı. Çalışmalar birbirinden bağımsızdı ve tek bir temelde buluşmuyordu. Wieden, yeni kampanyanın sunumundan bir gün öncesinde gece çalışırken aklına 1977 yılında adam öldürme ve kundakçılık suçundan idama mahkum edilen Gary Gilmore’un son sözleri geldi: “Let’s do it.” Wieden, 20 dakikalık bir çalışma sonucu Nike’ın yeni kampanyasının sloganını buldu: “Just do it.”. Ertesi gün Nike’a yeni kampanya tanıtıldı ve Temmuz 1988'de Nike’ın yeni slogana sahip ilk reklam kampanyası yayınlanmaya başladı. 30 saniyelik TV reklamında 80 yaşındaki Walt Stack’in her gün 27 kilometre koşması konu alında ve siyah arkaplan üzerine beyaz renklerle “Just do it.” yazıldı. https://youtu.be/p_xozTo6wrU Nike, “Just do it.” sloganını hala kullanmaya devam ediyor ve 27.5 milyar dolarlık değeriyle şu an dünyanın en değerli spor markası konumda. Bu slogan sayesinde markanın ünü arttı ve pazar payı 10 yıl içinde ’den %43’e çıktı. Yine bu sürede satışlar 10 kat arttı. Ayrıca hala Wieden+Kennedy reklam ajansıyla çalışmaya devam etmektedir. Nike reklamlarında bugün bile kısa ve ilham verici kısa cümleler kullanıyor.Burada önemli olan markanızı konumlandırdığınız nokta ile ilgili etkili ifadeler bulabilmek.

Devamını Oku >
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”

Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA” Sektörümüzde bir markaya bağımlı olarak faaliyet göstermek kurumsallık olarak değerlendirilmekte. Bu durumda markaya bağımlı ofisler kurumsal, bağımsız ofisler, başka bir ifade de no name ofisler kurumsal olmayan olarak değerlendiriliyor. ( No name konusunda başka bir tartışma konusu, aslında her işletme bir markadır.) Bence bu ayrımın en net şekli FRANCHİSE OFİSLER ve BAĞIMSIZ OFİSLER şeklinde olmalıdır. Kendi bölgesinde yıllardır faaliyet gösteren franchise ofislerin bölge uzmanlığı dediği, müşteriye dokunuş dediği faaliyetleri 20 – 30 yıldır bölgesinde uygulayan, bulunduğu semtin dokusuna katkı koyan, o çevredeki tüm değişim ve gelişimleri takip eden, bazen semtindeki bir durağa, bir parka adını veren, bazen adres tariflerinde mihenk taşı olan ofisler bir anda No NAME oluyor, daha birkaç ay önce sektöre girmiş olan, bölge uzmanıyım dediği bölgesindeki meslektaşlarından, sektörün yasal ve ahlaki değerlerinden haberdar olmayan gayrimenkul danışmanları ve ofisler KURUMSAL oluyor. Yani herhangi bir markanın franchise hakkını satın alınca hoooop kurumsallaşmış oluveriyorsunuz. Franchise sistemleri edinmiş oldukları deneyim ve tecrübelerini sizlere aktarırlar. Böylece sizler sektörde temel bilgi ve becerilerle donanmış olarak başlamış olursunuz. Bu önemli ve inkar edilemez bir katkıdır. Ancak know-how aktarımlarının franchise ofisler tarafından çok doğru ve onlara aktarıldığı şekilde uygulanması oldukça önemlidir. Sektörde bir süre sonra gerek danışman gerekse ofis sahiplerinin bu uygulamalardan uzaklaştıklarını görmekteyiz. Bu durumda birçok franchise ofiste kısa zamanda faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalıyorlar. Markalar arası ofis transferleri ve takaslar gündeme geliyor. Daha önce burun kıvrılan markaların bir anda temsilcisi olunuyor ve yeni marka en iyi marka olarak lanse ediliyor. Bunu yazınca Volkswagen’in sloganı geldi aklıma “ Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”

Devamını Oku >
A4 Kağıtlarının Boyutları Neden 210 ve 297 mm Gibi Küsüratlı Sayılardan Oluşur?
Damacanalar Neden 20 Değil de 19 Litredir?
Kettle'ların Hacmi Neden 2 Değil de 1.7 Litredir?
Mutsuz Müşteri
E-Bülten Aboneliği ile,
Bizlerden 7/24 Haberdar Olabilirsiniz