Yükleniyor. Lütfen Bekleyin.

Markaların Doğuş ve Gelişimlerini Anlatan 5 Film…. Aklınızda Bulunsun

Markaların Doğuş ve Gelişimlerini Anlatan 5 Film….

Markaların Doğuş ve Gelişimlerini Anlatan 5 Film….

Hafta sonu, film izlemek istiyorsanız fakat hangi filmi izleyeceğinize karar veremiyorsanız sizler için markaları konu alan film izlemenizi öneririz. Keyifli vakit geçirirken bir yandan da pazarlamanın derinliklerine inmek için markaları anlatan birbirinden heyecanlı, duygusal ve motive edici 5 filmi sizler için sıraladık.

1. The Founder

 

Bu filmde iki kardeşin ortaya koydukları yenilikçi hareketlerle McDonald’s’ın kuruluş hikâyesi anlatılıyor. Ayrıca şu an Amerikalı iş adamı olan Ray Kroc isimli satış görevlisinin 1954’te katıldığı, McDonald’s’ı nasıl hırsı ve acımasız kapitalizm iç güdüsüyle dünyanın önde gelen global fast food zincirlerinden biri hâline getirmesini anlatıyor.

 

THE FOUNDER  İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

 

2. Adidas vs. Puma – That’s The Name Of The Game!

 

Bu filmde, hikâyeleri ile bile ilgi çekici olan Adidas ve Puma‘nın nasıl dünyanın en ünlü markaları haline geldikleri anlatılıyor. Kurumsal rekabetin dışında bu hikâyenin temelinde ise Adidas’ı kuran Adolph Dassler ile Puma’yı kuran Rudolph Dassler’in kardeş olması geliyor. Birbirleri ile rekabet halinde olan bu iki kardeşin işlerin sonucunda iki büyük ayakkabı markasını yaratmış olması işleniyor. Film aynı zamanda pazarlama, markalaşma, girişimcilik, ve fırsatları değerlendirmeyi öğretirken izleyiciler için ilham da veriyor.

 

THAT'S THE NAME OF THE GAME İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

 

3. Ford vs Ferrari

İki otomotiv devi arasındaki rekabeti yarış pistlerinde yaşananlar üzerinden anlatan filmde Ford’un 1966 yılında düzenlenen Le Mans yarışında Ferrari’ye nasıl kafa tuttuğunu ve Ford ve Ferrari’nin nasıl bir hikâyenin üzerine kurulduğunu anlatıyor. Bir yarış filmi olmasının yanı sıra iş yaşamında yönetim ve pazarlama ilkeleri üzerine çok önemli vurguların yapıldığı bir film olarak karşımıza çıkıyor.

 

FORD VS FERRARİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

4. The Social Network

David Fincher imzalı biyografik drama, Harvard öğrencisiyken internet süperstarına dönüşen Facebook CEO’su Mark Zuckerberg‘un ani yükselişini, Facebook’un icat edildiği anı ve yaratılış sürecini anlatıyor.

 

THE SOCİAL NETWORK İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

 

5. Coco Before Chanel

Film, Coco Chanel‘in yetimhanede başlayıp, kabare şarkıcılığına uzanan daha sonra da dünyanın en önemli modacısı olma yolunda ilerleyen, ilginç hayatını anlatıyor. Gerçek adı Gabriella Chanel olan Coco Chanel ’in Paris’e taşınmadan ve ünlü olmadan önceki yaşamından kesitleri sergileniyor.

 

COCO BEFORE CHANNEL İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

 

 

Konut Piyasasının Büyük İronisi: Ulaşılabilirlik ve Mülk Değeri Çelişkisi
Bir Mülk Değil, Güven İnşa Etmek: Gayrimenkulde İletişim ve Bağ Kurma Sanatı
İzmir’de Ev Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler: 2026 Emlak Rehberi
Emlak Sektöründe Yapılan 3 Hata
Dalgalı Piyasada Sürdürülebilir Başarı: Kök Sağlam, Gövde Esnek
Gayrimenkul Dünyasında İletişim ve İş Paylaşımı: Başarıya Giden Yol
Türkiye’de Depreme Karşı Hafif Çelik Yapıların Avantajları
Gayrimenkul Danışmanlarının Gelişimi ve Hizmet Kalitesine Sinerji Katacak Beş Madde
Pazarlamanın Gelişimi
LET'S DO İT   / JUST DO İT
LET'S DO İT / JUST DO İT

1971'de Phil Knight ve Bill Bowerman, Blue Ribbon Sports adında spor ayakkabı üreten bir şirket açtılar. Blue Ribbon Sports’un yeni ayakkabıları için bir logoya ihtiyacı vardı ve Phil Knight, 1971 yılında Portland Üniversitesi’nde öğrenci olan Carolyn Davidson ile saatliği 2 dolardan anlaştı. Davidson, Swoosh olarak bilinen simgeyi tasarladı ve şirketin yeni logosu bu oldu. Davidson bu logodan 35 dolar kazandı. Blue Ribbon Sports’un ilk tam zamanlı çalışanı ve aynı zamanda bir atlet olan Jeff Johnson, bir gece rüyasında Yunan mitolojisindeki zafer tanrıçasını gördü ve şirketin isminin değiştirilmesi gerektiğini önerdi. Önerisi kabul edildi ve şirketin yeni ismi Nike oldu. Nike 1980'ler ile birlikte yükselişe geçti. Hatta şirketin yükselen değeri ile birlikte Phil Knight, logo konusunda minnettarlığını göstermek için 1983 yılında Carolyn Davidson’a Swoosh şeklinde elmas bir yüzük ve Nike’dan hisse senedi hediye etti. Fakat bütün bu iyi gidişata rağmen Nike için büyük bir sorun da baş göstermeye başlamıştı: Reebok. Nike 1980'lerde yükselişine rağmen sıradan bir spor ayakkabısı markası olarak görülüyordu. Reebok’un ise pazar payı yükseliyordu ve özellikle bu yıllarda yükselişe geçen spor trendinden yüksek oranda yararlanıyordu. Nike, bu sorunu çözmek için 1988 yılında Wieden+Kennedy reklam ajansından yeni ve büyük bir kampanya istedi. Wieden+Kennedy’nin kurucularından Dan Wieden, Nike için çalışmalara başladı. Bir düzine reklam filmi çalışması yapıldı fakat Wieden’a göre eksik bir şeyler vardı. Çalışmalar birbirinden bağımsızdı ve tek bir temelde buluşmuyordu. Wieden, yeni kampanyanın sunumundan bir gün öncesinde gece çalışırken aklına 1977 yılında adam öldürme ve kundakçılık suçundan idama mahkum edilen Gary Gilmore’un son sözleri geldi: “Let’s do it.” Wieden, 20 dakikalık bir çalışma sonucu Nike’ın yeni kampanyasının sloganını buldu: “Just do it.”. Ertesi gün Nike’a yeni kampanya tanıtıldı ve Temmuz 1988'de Nike’ın yeni slogana sahip ilk reklam kampanyası yayınlanmaya başladı. 30 saniyelik TV reklamında 80 yaşındaki Walt Stack’in her gün 27 kilometre koşması konu alında ve siyah arkaplan üzerine beyaz renklerle “Just do it.” yazıldı. https://youtu.be/p_xozTo6wrU Nike, “Just do it.” sloganını hala kullanmaya devam ediyor ve 27.5 milyar dolarlık değeriyle şu an dünyanın en değerli spor markası konumda. Bu slogan sayesinde markanın ünü arttı ve pazar payı 10 yıl içinde ’den %43’e çıktı. Yine bu sürede satışlar 10 kat arttı. Ayrıca hala Wieden+Kennedy reklam ajansıyla çalışmaya devam etmektedir. Nike reklamlarında bugün bile kısa ve ilham verici kısa cümleler kullanıyor.Burada önemli olan markanızı konumlandırdığınız nokta ile ilgili etkili ifadeler bulabilmek.

Devamını Oku >
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”
Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA”

Gayrimenkul sektöründe anlam karmaşası yaratan bir kavram “ KURUMSALLAŞMA” Sektörümüzde bir markaya bağımlı olarak faaliyet göstermek kurumsallık olarak değerlendirilmekte. Bu durumda markaya bağımlı ofisler kurumsal, bağımsız ofisler, başka bir ifade de no name ofisler kurumsal olmayan olarak değerlendiriliyor. ( No name konusunda başka bir tartışma konusu, aslında her işletme bir markadır.) Bence bu ayrımın en net şekli FRANCHİSE OFİSLER ve BAĞIMSIZ OFİSLER şeklinde olmalıdır. Kendi bölgesinde yıllardır faaliyet gösteren franchise ofislerin bölge uzmanlığı dediği, müşteriye dokunuş dediği faaliyetleri 20 – 30 yıldır bölgesinde uygulayan, bulunduğu semtin dokusuna katkı koyan, o çevredeki tüm değişim ve gelişimleri takip eden, bazen semtindeki bir durağa, bir parka adını veren, bazen adres tariflerinde mihenk taşı olan ofisler bir anda No NAME oluyor, daha birkaç ay önce sektöre girmiş olan, bölge uzmanıyım dediği bölgesindeki meslektaşlarından, sektörün yasal ve ahlaki değerlerinden haberdar olmayan gayrimenkul danışmanları ve ofisler KURUMSAL oluyor. Yani herhangi bir markanın franchise hakkını satın alınca hoooop kurumsallaşmış oluveriyorsunuz. Franchise sistemleri edinmiş oldukları deneyim ve tecrübelerini sizlere aktarırlar. Böylece sizler sektörde temel bilgi ve becerilerle donanmış olarak başlamış olursunuz. Bu önemli ve inkar edilemez bir katkıdır. Ancak know-how aktarımlarının franchise ofisler tarafından çok doğru ve onlara aktarıldığı şekilde uygulanması oldukça önemlidir. Sektörde bir süre sonra gerek danışman gerekse ofis sahiplerinin bu uygulamalardan uzaklaştıklarını görmekteyiz. Bu durumda birçok franchise ofiste kısa zamanda faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalıyorlar. Markalar arası ofis transferleri ve takaslar gündeme geliyor. Daha önce burun kıvrılan markaların bir anda temsilcisi olunuyor ve yeni marka en iyi marka olarak lanse ediliyor. Bunu yazınca Volkswagen’in sloganı geldi aklıma “ Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”

Devamını Oku >
A4 Kağıtlarının Boyutları Neden 210 ve 297 mm Gibi Küsüratlı Sayılardan Oluşur?
Damacanalar Neden 20 Değil de 19 Litredir?
Kettle'ların Hacmi Neden 2 Değil de 1.7 Litredir?
Mutsuz Müşteri
E-Bülten Aboneliği ile,
Bizlerden 7/24 Haberdar Olabilirsiniz